6 Ocak 2012 Cuma

Hup!

Tuğçe'nin gazıyla blogspota tekrar bakmanın vakti geldi dedim. Aslında farklı bir tadı var ama bazen blog yoruyor.Neyse bir şekilde geri dönüş yaptım diyeyim.:)
Bugünlerde hayatım iş ve ev arasında bir yerde seyrediyor. Büyük bir yorgunluk içindeyim ve çoğu zaman kendime ayıracak vaktim hiç olmuyor. Şimdi bir cuma günü,haftasonunun tatil olmasından faydalanıp ihmal ettiğim şeylerle ilgilenme vaktidir dedim ve başladım taramaya. 2008'den beri bir sürü farklı şey anlatmışım, zaman geçtikçe de sanki biraz ciddileşmişim? ee yaşlanıyorum ne de olsa:) Geçen 4 yıl içinde farkettim ki, zihinsel olarak en rahat ve huzurlu olduğum zamanları bu aralar yaşıyorum. 2011 her nekadar %80 facia olsa da son zamanları ve 2012 başlangıcı(bazı tatsız durumları saymazsam) istediğim pek çok şeyi gerçekleştirmeye daha çok yaklaştığımı düşündüğüm ve kendimi rahat hissettiğim bir dönem oldu. 2012 ile birlikte uzun zamandır yapmayı düşündüğüm bir çok proje düşünsel olarak kıvamını buldu ve bu beni genel olarak oldukça motive ediyor. Tek sıkıntım kendime çok fazla zaman ayıramamak ama bir yandan da bu nadir yalnız zamanlarımı değerli kıldığı için sorun etmemeye çalışıyorum. Burada bir pollyanna var sanki?:)) Veee uzun zamandır beklediğim bu güzel haftasonunu bol bol kitap okuyup battaniyenin altında film izleyerek ve bitki çayı içerek geçirmeyi düşünüyorum. Kesinlikle daha iyi bir fikir olamaz!

Öpücük :)

5 Ekim 2011 Çarşamba

Hayvan Hakları haftası

Hayvan insandan değersiz değildir. Bunun bilincinde olmayan insanların insan olmayı becerebildiklerini düşünmüyorum.
Ha bi de,bir tek pet shoptan aldığınız hayvanların sorumluluğunu üstlenmekle de hayvanlara karşı duyarlı olmuyorsunuz. Dışarıda binlerce aç,hasta ve şiddete maruz kalan hayvan dostumuz var. Hayvan severlik evcil hayvanınıza cicili bicili hayvan yatakları, yemleri filan alarak olmaz. Elbette sokaktaki her hayvana ulaşabilmek kolay değil ama en azından onları da unutmayın. Hayvanlara karşı duyarlılığın yok denecek kadar az olduğu bir ülkede yaşıyoruz ama çevremizdekileri bu konuda bilinçlendirmek de bizim elimizde. Onlara karşı duyarlılık kendimize karşı duyarlılıktır.

MIDLAKE - ROSCOE




Günde kaç kez dinlediğimi gerçekten bilmiyorum. Buradan da paylaşmazsam ölürüm.

29 Eylül 2011 Perşembe

yes!




Tam bir Hülya Koçyiğit tadında dolanıyorum haha. Çok garip bir yıl geçirdiğimi söylemeliyim.Ha bi de; 2011 bitmeden,türlü şaklabanlıklarla cümle alemi neşelendirmeyi asli vazifem sayıyorum.

27 Ocak 2011 Perşembe

90larda kız çocuğu olmak

90larda çocuk olmanın ne kadar güzel bir şey olduğuyla ilgili bir dolu yazılmış çizilmiş şey var.Bütün yazılanlara harfi harfine katılıyorum.Ancak doksanlarda kız çocuğu olmak diye parantez açmak istiyor ve bunun şahaneliğini 6 nedenle özetliyorum:


6-Troy: Beverly Hills’in muhteşem beyefendisi.




5-Anthony:Candynin ilk aşkı,soylu ve centilmen çocuk.



4-Taro Misaki: Japonyanın 11 numaralı oyuncusu,Tsubasa’nın kankası,mütevazi,yetenekli futbolcu.Adam gibi adam.



3-Maskeli Tuxedo: Ay savaşçısının büyük aşkı,küçük kızların pelerinli kuul kahramanı.


2-Terry:Candy’nin rahmetli Anthonyden sonraki aşkı.Karizmatik,yakışıklı centilmen.Saçlarını savuruşuna kurban olduğumuz şahsiyet.



1-Tsubasa Ozora: Futbol dahisi hırslı çocuk.Japonyanın 10 numaralı oyuncusu.İyi kalpliliği,pes etmemesi ve kartal vuruşuyla nam salmıştır alemde.Damat olacak adam vesselam.

7 Eylül 2010 Salı





Bu gün gerçekten çok sıkıldım.

4 Eylül 2010 Cumartesi

Facebook Page

http://www.facebook.com/pages/Deniz-Akseki/151250811561169?ref=mf



Fotoğraflarımı facebook aracılığı ile takip etmek isteyenler sayfaya göz atabilirler:)

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Karunesh dinleyin

Sanırım değişik birşeyler yapmanın vakti geldi dediğim ve yapamadığım bir çok zaman oldu.Çabuk gaza gelen biriyim bu doğru.Herşeyde kendime kızıp nefret ettiğim özelliklerime ahlanmak yerine kendimde sevdiğim şeyleri yapmanın daha hoş olacağını düşündüm.Ne kadar önemli önemsiz orjinal ya da bayağı olduğunu düşünmeden.

Geceleri uzun süre uyanık olmamaya özen göstersem de aylaklık günlerimde bu mümkün olmuyor tabii.Bu nedenle yapılacak birşeyler buldum (hayır sayfa refresh etmek ya da diziportun kölesi olmak gibi şeyler değil:)Uzanıp boş boş tavana bakıyorum.Şaka değil.Gerçekten yapıyorum bunu.Ne kadar özel ve başarılı olacağımı söyleyen aptal kişisel gelişim kitaplarının "10 adımda hayatına yön ver" konulu boşluk doldurmacalarına ne yazmam gerektiğini düşünüyorum.Bu konuda kayda değer birşey yapamadım henüz.Daha 10 yıl da yapmam herhalde.Öğrendiğim şey ise tavana bakmak yalnızca baş ağrısına sebep oluyor.Akşam akşam tavana güneş gözlüğüyle bakmanın idiotluğu ise paha biçilemez.


Bu gereksiz bilgiden sonra en iyisi Karunesh dinleyin dinlerken de biraz sakinleşin.Bende bile işe yarıyor?




http://www.karuneshmusic.com/

17 Ağustos 2010 Salı



Kuzenim ve ben Ören 2010.


Bu fotoğraf çekildiğinde Ören’de son günümdü.İstanbul’a dönecek olmanın sıkıntısını yaşamadığım küçük anlardan biri.1 haftadır buradayım 1 hafta sonra kuzenim de dönmüş olacak ve 1 ay sonra yüksek lisans için yurtdışına çıkacak.Onsuz geçecek 1 sene beni bekliyor.Bu fotoğrafa bakıp bakıp özleyeceğim koca 1 sene.

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Alice in Chains bir röportajında İstanbul ter kokuyor demiş.Yapmayın daha Metrobüse bineceğdik!Buradan deodorant kullanmayan herkese sesleniyorum bir dahaki gelişlerinde onlara IETT’nin gücünü gösterelim.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Related Posts with Thumbnails